Devrimci Siteler i ziyaret et HERKES DÜŞLERİNİN BÜYÜKLÜĞÜ KADAR ÖZGÜRDÜR - Blogcu


HERKES DÜŞLERİNİN BÜYÜKLÜĞÜ KADAR ÖZGÜRDÜR

7/8/2007 - Sendikacılar değil çeteciler yargılansın

Tekstil-Sen'de örgütlü işçiler ve sendikacılar, 21 Eylül 2006'dan bu yana tutuklu bulunan Tekstil-Sen Genel Başkanı Ayşe Yumli Yeter 'in serbest bırakılmasını istedi.

Galatasaray'da toplanan grup adına basın açıklaması yapan Tekstil-Sen Genel Sekreteri Beycan Taşkıran, AKP hükümetinin demokratikleşmenin bir adımı olarak çıkardığı AB uyum yasalarının aldatmacadan ibaret olduğunu herkesin gördüğüne dikkat çekerek "Yeni çıkarılan 'Terörle Mücadale Yasası' ile toplum susturulmaya çalışılıyor" diye konuştu.

Polisin yetkilerinin genişletilmesiyle birçok insanın hak ihlaline uğratıldığını belirten Taşkıran, "Anayasal haklarını kullanmak isteyen işçiler sendikaya üye oldukları için işçi kıyımına uğrayabiliyor. Adalet güçlüden yana işliyor" dedi. Sansasyonel bir şekilde yapılan çete operasyonlarında yakalanan çete üyelerinin bir süre sonra salıverildiğini söyleyen Taşkıran, Tekstil-Sen olarak her türlü hukuksuzluğun karşısında olduklarını ve adalet arama mücadelelerini sürdüreceklerini bir kez daha yinelediklerini dile getirdi.

Taşkıran "Sendika Başkanımız Ayşe Yumli Yeter ve diğer tutuklular, işçilerin emekçilerin hakkını aradılar, onların sesi olmaya çalıştılar. Onlar çete düzenine, yolsuzluğa, adaletsizliğe karşı çıktıkları için bugün hapishanede bulunmaktadırlar" diye konuştu. Ayşe Yumli Yeter ve diğer tutukluların yargılandığı davaya yarın Beşiktaş Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edileceğini anımsatan Taşkıran, işçi ve emekçileri dayanışmada bulunmaya çağırdı.

Taşkıran'ın konuşması sık sık "Ayşe Yumli Yeter serbest bırakılsın", "Sendikacı değil çeteler yargılansın", "İnsanlık onuru işkenceyi yenecek", "Direnen işçiler yalnız değildir" sloganları ile kesildi. Ayşe Yumli Yeter'in eşi Limter-İş Sendikası Eğitim Uzmanı Süleyman Yeter, 5 Mart 1999'da gözaltındayken yaşamını yitirmiş, 7 yıl süren dava sonunda gözaltında işkenceyle öldürüldüğü karara bağlanmıştı.


Kaynak:Cumhuriyet

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/8/2007 - Ne mutlu Solcuyum diyene

İstanbul’dan Bağımsız Milletvekili ÖDP eski Genel Başkanı Ufuk Uras, TBMM’ye gelmeden önce Kızılay Güvenpark’ta Meclis’te yapacakları için söz vererek, "Ne mutlu solcuyum diyene" dedi.

Uras, yemin töreni için dün gece İstanbul’dan trenle Ankara’ya geldi. Ankara’da ÖDP Genel Merkezi’ne gelen Uras’ı, burada diğer illerden gelen ÖDP’liler karşıladı. Bir süre parti önünde davul-zurna eşliğinde halay çekerek slogan attılar. Öğlen saatlerinde Uras, partililerle beraber Kızılay’a kadar yürüdü. Yürüyüş sırasında sık sık "Meclis’e Ufuk geldi", "Yaşasın aşk, devrim ve sosyalizm" sloganları atan ÖDP’liler, MHP Çankaya İlçe binası önünde, "İşte burası faşist yuvası"sloganını attılar.

Yoğun güvenlik önlemleri altında Güvenpark’a kadar gelen Uras, burada parti otobüsü üzerine çıkarak konuşma yaptı. Konuşmasına, "Barajı deldik, tünel kazarak buraya geldik" diye başlayan Uras, “Aşkın, devrimin, sosyalizmin neferlerine selam olsun" dedi. Kendisini karşılamaya gelen herkese teşekkür eden Uras, polisleri ima ederek, "Üniformalı yoksullar, hoş geldiniz" diye hitap etti.

Seçim öncesinde seçmenlere verdiği sözleri tekrar hatırlatan Uras, "6 ay sonra bir araya geldiğimizde iki yakam elinizde olsun" diye konuştu. Uras, artık "çetelere, emek düşmanlarına, kadın düşmanlarına karşı bir iradenin" Meclis’te olduğunu belirterek, "hodri meydan" dedi.

ÜÇ KARANFİL

Konuşması sırasında elinde 3 karanfil tutan Uras, "Elimde tuttuğum üç karanfilin sahipleri bizimle olsun" sözleri üzerine Uras’ı dinleyenler "Mahir, Hüseyin, Ulaş, kurtuluşa kadar savaş" sloganı attılar. Uras konuşmasında Hrant Dink, Mina Urgan, Fakir Baykurt gibi bir çok ismi de anarak, "Selam olsun onlara" diye konuştu.

Meclis’te iş bitiren milletvekillerini teşhir etmek için bir ayağının sokakta bir ayağının da parlamentoda olacağını belirten Uras, "Ne mutlu solcuyum diyene, ne mutlu devrimciyim diyene, ne mutlu demokratım diyene, ne mutlu sosyalistim diyene" dedi.

Uras konuşmasını, "inadına devrim, inadına aşk, inadına sosyalizm yoldaşlar" diyerek bitirdi.

Kaynak: Milliyet

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/7/2007 - Vahşete tepkiler sürüyor

Seçimlere ilişkin yaklaşımlarını sergilemek için Ankara'da yürüyüş yapan Haklar ve Özgürlükler Cephesi (HÖC) üyelerine yönelik polisin saldırısına tepkiler artıyor.

Polisin adeta hınç alırcasına saldırarak, bayıltıncaya kadar insanları dövmesi, olayın yaşandığı yerdeki halk tarafından da büyük tepki görmüştü.

Polisler kalkanlarıyla basını engellemeye çalışmış, sakladıklarının işledikleri suç olduğu kısa süre sonra yerlerde kanlar içinde baygın yatan kadın, erkek çok sayıda kişinin görülmesiyle anlaşılmıştı.

Bu vahşi kıyıma karşı tepkiler, açıklamalar dünden bu yana sürüyor. Saldırıyı protesto etmek amacıyla dün Ankara'da bir basın açıklaması yapıldı.

Yüksel Caddesinde DİSK, KESK, Halkevleri, Çağdaş Hukukçular Derneği, ESP,Barış İnsiyatifi, BDSP yöneticileri ve üyeleri biraraya geldi.

Basın açıklamasında görüşlerini açıklayan HÖC üyesi Murat Korkut, demokratik bir haklarını kullanmak istedikleri için dövüldüklerini, gözaltına alındıklarını belirterek, "aslında dayak yiyen biz değil, Türk demokrasisidir" dedi.

Halkevleri adına konuşan Genel Sekreter Ender Büyükculha, demokratik taleplerini dile getiren insanlara yapılan saldırıyı kınadıklarını belirtti.

Çağdaş Hukukçular Derneği temsilcisi Selçuk Kozağaçlı ise, olaydan İçişlerin Bakanlığı, Ankara Valiliği ve Emniyet Müdürünün sorumlu olduğunu söyledi.

Saldırı nedeniyle İstanbul'da da bir açıklama yapıldı. HÖC adına açıklama yapan Sercan Görenin, yaralanmayan hiç arkadaşlarının olmadığını, ikisinin durumunun ise ağır olduğunu, faşizmin allayıp pullayıp önümüze koyduğu sandığı bu nedenle reddettiklerini söyledi.

Kaynak: Birgün

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/7/2007 - Fidel'den Küba'nın özeleştirisi

Son yazdığı makalesinde Sovyetler Birliği sonrası dönemde yaşanan ekonomik zorlukların devam ettiğini belirten Küba lideri Fidel Castro, ülkedeki eşitsizliklere dikkat çekerek Küba’nın bir tüketim toplumu olmadığını vurguladı.

 

 Küba lideri Fidel Castro, ülkesinde ve dünyada Sovyetler Birliği sonrasında ortaya çıkan zorlukların yaşanmaya devam ettiğini belirtirken, ülkesinin yüzleştiği sorunlara değindi. Çarşamba günü Granma’da yayımlanan “Küba’nın özeleştirisi” başlıklı makalesinde “Küba’nın tüketim toplumu olmadığını” vurgulan Fidel, Küba’daki yaşam tarzına yönelik çeşitli eleştirilerde bulundu.

Sovyetlerin çözüldüğü 1991’den sonra yaşanan “özel dönemin” etkisini büyük oranda yitirdiğini, ancak dünyada yükselen petrol fiyatları nedeniyle bu etkinin tamamen yok olmadığını ifade eden Fidel, petrol fiyatlarındaki artışın dünyadaki en temel sorunlardan biri olduğunu vurguladı. Fidel, geçtiğimiz Pazartesi varil başına petrol fiyatlarının 77 ABD dolarına yükselmesinin insanlık açısından önemli sorunlar teşkil edeceği üzerinde durdu. Milyarlarca doların petrol için harcandığına, ABD’deki kullanılan otomobil sayısına dikkat çeken Fidel, yüksek petrol fiyatları ile birlikte dünyanın ciddi sorunlarla yüzleştiğini belirtti. Fidel, Küba’nın da bu süreçten etkilendiğini söyledi.

Küba’daki lisanssız taksileri de eleştiren Fidel, korsan taksilerin daha fazla kazanç için az bulunan benzin kullanımını artırarak ülkenin bağımsızlığı ve yaşam tarzından ödün vermek anlamına geldiğini kaydetti.

Son dönemde Küba’da ortaya çıkan “rahatsız edici boyuttaki eşitsizlik ve imtiyazların” yoksullar arasında öfke yarattığını belirten Fidel, yurtdışındaki akrabalarından para alan ya da yasadışı kâr elde etmek için Küba’ya sokulan yabancı paranın vatandaşlar arasında eşitsizlik yarattığını vurguladı. Fidel, “Herkese yurtdışından yabancı para gelmiyor ve bu durum yasadışı olmasa da eşitsizlik ve imtiyazlara yol açıyor” diye devam etti. Küba’nın temel hizmetleri tüm topluma ücretsiz olarak vermeye çalıştığını ifade eden Küba lideri, “Eşitsizlik, özellikle en temel sektörlerde olduğunda eleştirel fikirlerin doğmasına neden oluyor” ifadesini kullandı.

Küba’da önceden yaygın olarak kullanılan ABD doları, 2004 yılında hükümetin doların yerine peso kullanılmasını teşvik etme kararı almasının ardından daha az kullanılmaya başlamıştı. Küba’nın para birimi pesonun değerinin artmasını amaçlayan karar gereğince devlet maaşlarının ve hükümet tarafından sağlanan malların pesoyla satılmasına karar verilmişti.

 

Fidel Komünist Gençler Birliği’ni tebrik etti


Fidel, aynı zamanda makalesinde Komünist Gençler Birliği (UJC) merkezinin aldığı bir karardan bahsetti. Bu karara göre “Geçen Cumartesi 7 Temmuz’da Komünist Birliğin Ulusal Başkanlığı, Öğrenci İş Ekipleri’nin (BET) harekete geçirilmeleri için plan yapılmasına karar verdi”. Buna göre öğrenciler sosyal birtakım görevleri yerine getirecekler. Fidel bu kararla “Harekete geçirilmiş güçlerin daha akılcı kullanımı fikrinin ortaya atıldığını ve aynı zamanda özellikle yakıt gibi kaynakların tasarrufunun” yapıldığına işaret etti.

Fidel verilen kararlar sonunda ilk başta 600 bin olarak belirlenen öğrencilerin 200 bininin Temmuz ve Ağustos ayında harekete geçirileceklerini söyledi. Bu yıl yapılacak çalışmalarda öğrencilerin Enerji Devrimi kapsamında görevler üstleneceklerini söyleyen Fidel, diğer sosyal yardım uzmanlarıyla birlikte öğrencilerin toplumu enerji tasarruf alışkanlıklarını arttırması için eğiteceklerini, dağıtılmamış ev aletlerinin dağıtımını yapacaklarını, ödemelerde sıkıntı yaşayan aileleri ziyaret edeceklerini söyledi.

Fidel bu öğrencilerin aynı zamanda Anti-Sivrisinek Kampanyası’na katılacaklarını ve sıtmanın geri dönmemesi için gerekli önlemlerin alınmasına yardımcı olacaklarını, poliklinik ve hastanelerde çalışarak ilk ve orta dereceli sağlık bakımı yapacaklarını kaydetti.

Öğrencilerin dahil olacakları çalışmaların altını çizen Küba lideri yazdığı makalede “Komünist Gençler Birliği merkezini ve Küba Komünist Partisi’nin Örgüt ve İdeoloji Bölümü’ndeki sorumlu kişileri kesinlikle tebrik ediyorum” dedi.

Fiziksel işin tek başına bilinç yaratmayacağının ve her işçinin farklı olduğunun altını çizen Fidel, ülkesinde ihtiyaçları olan şeyin bilgi olduğunu söyledi. José Marti’nin eğitim ve iş arasındaki bağla ilgili düşüncelerini hatırlatan Fidel, geçmişte de bu düşüncelerin üniversite öğrencilerinin ve diğer öğrencilerin fiziksel işe katılmaları fikrinin desteklenmesine olanak sağladığını kaydetti.

 

Kaynak: sol.org.tr

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/6/2007 - KESK, TMMOB, TTB, TDB ve ÜÖÜD tarafından hazırlanan ortak basın açıklaması

Taksim, Gezi Parkı önünde yapılan basın açıklamasına, ÖDP, BAK ve Halkevleri de destek verdi.

TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı, TTB Başkanı Gencay Gürsoy, TDB Başkanı Celal Korkut Yıldırım'in katıldığı basın açıklamasını, KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı Tombul yaptı.

"Tek çare; eşit özgür ve demokratik Türkiye'de kardeşçe bir arada yaşamaktır" başlığı taşıyan açıklamanın tam metnini veriyoruz:

Zor bir dönemden geçiyoruz. Bir yandan Kuzey Irak'a gerçekleştirilmesi muhtemel sınır ötesi operasaynonu tartışıyoruz. Diğer yandan ise cenazelerin arkasından ağıtlar yakıyoruz. Siyasette, ekonomide, toplumsal yaşamın her alanında korku, gerilim ve kriz giderek tırmanıyor. Tırmanan bu gerilim ve korku ortamı ne toplumun iradesini parlamentoya yansıtmayacak bir seçimle, ne de demokrasiyi sınırlayan polisin yetkilerini genişleten yasayla aşılabilir,

Bugün ki siyasal krizin nedeni, siyasetin toplumsal dayanaklarından ve demokrasiden uzak bir alanda yürütülüyor olmasıdır. Demokrasinin en önemli özelliklerinden birisi de politikanın toplumsallaşması, katılım imkanlarının ve kanallarının yurttaşlara daha fazla açılması ve politik alanın sivil olmasıdır.

12 Eylül hukukunun yarattığı baskı, geniş halk kesimlerini siyasetten uzaklaştırmış, emek ve meslek örgütlerini kısaca demokrasi güçlerini siyasetin dışına itmiştir. Siyasetin anti-demokratik yönelimleri ve uygulanan ekonomik polikitalar halkı, yoksulluk, işsizlik, örgütsüzleşme ve giderek kutuplaşma süreçleriyle baş başa bırakmıştır. Siyasetin özgürlükçü bir ortamda doğrudan katılımla değil de, e-muhtıra ve e-bildirgelerle yukarıdan aşağıya doğru dizayn edilmesi, siyasetin savaş mantığına indirgenmesi, gerilimi derinleştiriyor.

Değerli basın emekçileri

20 yılı aşkın bir dönemdir iç içe yaşadığımız "şiddet ve çatışma ortamı" kendisini yeniden üretiyor.

Tanklar, toplar, patlayan mayınlar ve bombalar sonucu her yeni cenaze nefreti saldırganlığı ve linç kültürünü güçlendiriyor.

Irak'a sınır ötesi operasyon bizleri akıbeti belirsiz bir tuzağa düşürebilir. Ülkemizin sorunlarını demorratik ve barışçıl bir ortamda çözmenin kanallarını zorlamalıyız.

Değerli basın emekçileri

Bizler yıllardır sorunların şiddete dayalı politakalarla çözülemeyeceğini dile getiriyoruz. Her defasında demokrasinin ve özgürlüklerin sınırlarının genişletilmesinin tek çözüm yolu olduğunu söyledik ve söylemeye devam ediyoruz.

Bizler; eşit, özgür, demokratik bir Türkiye'de, bir arada barış içinde kardeşçe yaşamak istiyoruz. Bir kez daha "silahlar sussun, barış konuşsun" diye haykırıyoruz.

Bugün, bir yıl daha uzatılan kararname ile İncirlik Üssü'nün Irak halkına karşı kullanılmasını protesto ediyor, içindeki 90 nükleer başlıkla tehlike yaratan İncirlik Üssü'nün kapatılmasını talep ediyoruz.

Bizler, gerginlikten, şiddetten ve çatışmadan çıkar sağlayanların, yüzlerce yıldır bir arada yaşayan halkların kardeşlik duygusunu boğmasına izin vermeyeceğiz.

KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU
TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
TÜRK DİŞ HEKİMLERİ BİRLİĞİ
ÜNİVERSİTE ÖĞRETİM ÜYELERİ DERNEĞİ

 

Kaynak: Sendika.org

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/6/2007 - Polis “Vazife” başında: Kardeşlik talebine karşı terör

Polise sınırsız yetki meclisten geçti, polis terör estirmeye başladı. ESP, DHP, SDP, HÖC, HKM, EHP, BDSP, TÖP, Alınteri, Ürün, Devrimci Hareket ve Mücadele Birliği kışkırtmalara hayır, kardeşliğe evet dediği için saldırıya uğradı.

27 Nisan muhtırasının ardından artan “Kışkırtmalara, provokasyonlara, linçlere, katliamlara son” demek isteyen siyasi parti ve platformların basın açıklamasına saldıran polis, 37 kişiyi gözaltına aldı.

Açıklamanın yapılmak istendiği Taksim Meydanı'nın, polis ablukasına alınması, çatılarda keskin nişancılar yerleştirilmesi dikkat çekti.

Polis Vazife Kanunu uygulamaya girdi!

Taksim Tramvay Durağı'nda bir araya gelen kurumlar, “Kışkırtmalara, provakosyonlara, linçlere, katliamlara son/Kürt halkına özgürlük” pankartı açarak basın açıklaması yapmak istedi. Ancak kitle, açıklama daha okunmaya başlamamışken, polisin saldırısına maruz kaldı. Kitleye hiçbir uyarıda bulunmadan azgınca saldıran polis, 37 kişiyi döverek gözaltına aldı.

Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nda yapılan değişikliğin ne anlama geldiğini somutlayan saldırı, “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Faşist devlet hesap verecek”, “Kışkırtmalara son” sloganlarıyla protesto edildi.

Muhabirlere, yoldan geçenlere de saldırı

Polis terörüne sadece eylemciler değil, muhabirler ve yoldan geçen çocuklu bir kadın da maruz kaldı.

Görevini yapmaya çalıştığı esnada Devrimci Proleter Gençlik Dergisi Yazı İşleri Müdürü Begüm Tuncer ve çocuğu ile birlikte oradan geçen Yıldız Yıldız adlı bir kadın gözaltına aldı. Polis, Yıldız'a, açıklamaya katılan bir kişinin gözü önünde dövülmesine tepki gösterdiği için saldırdı. Ayrıca Mücadele Birliği Platformu temsilcisi Vefa Serdar, Rojda Şendur, Melisa Sai Eres, Deniz Temel ve Orhan Sarıgül'ünde gözaltına alındı.

Çevrede biriken halk, polis terörüne tepki gösterdi.

Gözaltına alınan 37 kişi İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

Saldırı saat 18.00'da İHD'de kınanacak

Yazılı bir açıklama yaparak saldırıyı kınayan kurumlar, bu akşam saat 18.00'da İHD İstanbul Şubesi'nde basın toplantısı yapacaklarını duyurdu.

Kaynak: sendika.org

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/5/2007 - Küba lideri Castro'dan İngiltere'ye eleştiri

Küba lideri Fidel Castro, İngiltere'nin ürettiği yeni nesil nükleer denizaltıları eleştirerek, "bu denizaltıların İngiltere'nin prestijinin kalan son parçalarını da yok edeceğini" söyledi.

80 yaşındaki Castro, radyo ile televizyondan da yayımlanan ve resmi basında manşetten verilen konuşmasında, ilki 8 Haziranda denize açılacak "Astute" sınıfı 3 denizaltıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Hesaplamalara göre 3 denizaltının maliyetinin 7,5 milyar dolar (yaklaşık 10 milyar YTL) olduğuna dikkat çeken ve denizaltıların maliyetinin öngörülenden daha fazla olacağını belirten Castro, "İngilizlerin marifeti" ifadesini kullandı.

Castro, "İngiltere'nin zeki ve güçlü insanları, şüphesiz bununla gurur duymayacaktır. (İngiltere'nin eski Başbakanı) Winston Churchill, (Bismarck'ı batırın) demişti. Bugün de (İngiltere Başbakanı) Tony Blair, (İngiltere'nin prestijinden geriye kalanı batırın) diyor. İşte bu mükemmel denizaltılar, ya buna ya da insan türünün yok olmasına neden olacak" dedi.

Denizaltılara harcanan parayla 75 bin doktor yetiştirilebileceğini söyleyen Castro, Küba'nın şu an diğer ülkelerden gelen on binlerce genci doktor olarak yetiştirdiğini hatırlattı.

İngiliz BAE Systems tarafından inşa edilen üç süper denizaltıının ilkinin 8 Haziranda denize indirilmesi bekleniyor.

Heybetli görüntüsü altında bir teknoloji harikası olarak değerlendirilen, 25 yıllık ömrü boyunca yakıta gereksinim duymayacak bir nükleer reaktöre sahip bu denizaltılar, ihtiyacı olan havayı ve suyu kendisi üretiyor, su yüzüne çıkmadan tüm dünyayı dolaşabiliyor.

Kaynak: HAVANA (A.A)

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/5/2007 - Saldırıyı nefretle kınıyoruz!

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) dün Ulus'ta gerçekleşen, 6 kişinin ölümüne 100'ün üzerinde kişinin yaralanmasına neden olan patlamayla ilgili bir açıklama yaptılar.

Açıklamanın tam metni şöyle:

NEFRETLE KINIYORUZ...

22 Mayıs 2007 Salı günü akşam saatlerinde Ankara’nın Ulus semtinde gerçekleştirilen alçakça saldırı sonucu yaşamını yitiren vatandaşlarımızın yakınlarına baş sağlığı, yaralılara acil şifa diliyoruz.

İnsanımızın ihtiyacı olan barış, kardeşlik, dostluk, adalet ve dayanışmayı ortadan kaldırarak belirsizliği hâkim kılmaya çalışan odakların bu vahşi saldırısının asıl hedefi Ülkemizin özgür tartışma ortamları ve demokrasidir. İşinden evine dönmeye çalışan insanları hedef alan, hiçbir insani değerden nasibini almadığı anlaşılan bu hain saldırıyı planlayanlar amaçlarına ulaşamayacaklarını bilmelidirler.

Nereden gelirse gelsin, bu tür provokatif saldırıları şiddetle ve nefretle kınıyor, tüm demokratik kamuoyunu bu oyunları boşa çıkarmak üzere birlikte davranmaya davet ediyoruz.


sendika.org

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/5/2007 - Trabzon’da faşistleri bu kez tiyatro “tahrik” etmiş! (herşeye de tahrik oluyor bu adamlar yav :)

KTÜ Öğrenci Kolektifi Tiyatro Topluluğu’nun tiyatro oyununu kampus içerisinde bin kişinin izlemesi MHP’li faşistleri tahrik etti. Faşistlerin KTÜ Öğrenci Kolektifi Tiyatro topluluğundan bir öğrenciye pusu kurarak arkadan saldırması üzerine kampüste çatışmalar yaşandı. Emniyete göre “tef çalıp oyun oynayanlar adamları tahrik ediyor”.

KTÜ Öğrenci Kolektifi Tiyatro Topluluğu’nun 1000 öğrencinin izlediği gösteri MHP üyesi faşistleri “tahrik etti”. Dün saat 15.30’da KTÜ Öğrenci Kolektifi Tiyatro topluluğundan bir öğrenciye arkadan saldıran 5 kişilik grup öğrenciyi ağır yaraladıktan sonra kaçtı. Olayı duyan öğrencilerin arkadaşlarına saldıranlar hakkında jandarmadan bilgi almaya gittiği esnada orada biriken ülkücü grup tekrar saldırdı. Saldırıya karşı öğrencilerin direnmesi üzerine ülkücü gruptan yaralananlar olması ve özellikle de yaralananlar arasında “reis”lerinin bulunması üzerine dışarından 100-150 kişilik bir MHP’li grup üniversiteye geldi. Faşist güruh 50 kişilik öğrenci grubuna jandarmanın önünde “Ya allah bismillah allahü ekber”, “allah allah” sloganlarıyla saldırdı. Jandarmanın önünde bir çok öğrenci yaralanırken saldırgan gruptan göz altına alınan olmadı. Saldırgan güruh, kavga esnasında öğrencilerin ortada kalmış eşyalarını çalıp, karargah olarak kullandıkları sözde “Öğrenci Derneği”nin önünde yaktılar.

Olayda MHP’lilerden göz altına alınan olmazken, saldırıya uğrayan öğrencilerin jandarmada ifadeleri alındı. Bu sırada emniyet istihbarattan bir sivil giyimli kişi “ortalıkta tef çalıp oyun oynayıp adamları tahrik ediyorsunuz. Kaç kişisiniz, kendinizi ne sanıyorsunuz” diyerek öğrencilere sataştı.

KTÜ’den bugün gelen haberlere göre ise üniversitede dolaşan faşistler tehditler savurmaya devam ediyor. Olaylar KTÜ Öğrenci Derneği tarafından organize edilmekte ve faşistler bu dernekte toplanıp saldırmakta sonra da derneğe geri dönmekteler. Öğrenci Konseyi başkanı da saldırıya katılanlar arasında bulunuyor.

Sendika.Org

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/5/2007 - Emperyalizme karşı Chavez filmleri

Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez, sol hareketi Latin Amerika'ya yaymasının ardından, Batı'yı aydınlatmaya soyundu. Chavez, dikkati emperyalizm ve sömürgeciliğe çekecek iki film projesine el attı. Chavez, daha çok Mel Gibson'la çektiği Cehennem Silahı filmleriyle tanınsa da en solcu Amerikan aktörlerinden olan Danny Glover'a, 18. yüzyılda Antiller'deki sömürgeciliğe karşı Haiti'nin bağımsızlık mücadelesinin başını çekmiş Toussaint Louverture'ün hayatını filme çekmesi için 18 milyon dolar verdi. Ayrıca Gabriel Garcia Marquez'in Latin özgürlük kahramanı Simon Bolivar'ın son günlerini konu alan 'Labirentindeki General' romanını filmleştirmeyi planlıyor. Gillo Pontecarvo'nun yönetip Marlon Brando'nun başrolünde oynadığı 1969 tarihli 'Burn' filmi de, Batılıları yenip ihanete uğrayan Louverture'den esinlenerek kültleşmişti.

Kaynak: Radikal

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

UMUT DİMDİK AYAKTA

Diz üstünde yaşamaktansa ayakta ölmek yeğdir

Son Yazılarım

Sendikacılar değil çeteciler yargılansın
Ne mutlu Solcuyum diyene
Vahşete tepkiler sürüyor
Fidel'den Küba'nın özeleştirisi
KESK, TMMOB, TTB, TDB ve ÜÖÜD tarafından hazırlanan ortak basın açıklaması
Polis “Vazife” başında: Kardeşlik talebine karşı terör
Küba lideri Castro'dan İngiltere'ye eleştiri
Saldırıyı nefretle kınıyoruz!
Trabzon’da faşistleri bu kez tiyatro “tahrik” etmiş! (herşeye de tahrik oluyor bu adamlar yav :)
Emperyalizme karşı Chavez filmleri
ABD tutuştu
Yaşasın Bağımsız Demokratik Türkiye Mücadelemiz!
İspanya'da Nazım Hikmet yankılandı
1 Mayıs Burkina Faso'da bile resmi tatil..Ya Türkiye...
Ellerinize ve Yalana Dair
Aydınlar da 1 Mayıs'ta Taksim'de
Küba da "Özgür Yazılım!" dedi
Susurluk on yaşında çeteler işbaşında
HAYALLER ve GERÇEKLER
Üniversitede araştırma yapmak yasak!
:)
İMF'ye Değil Eğitime Bütçe
YÜRÜDÜK HİÇ DURMADAN
ALEVİ KURUMLARI : TMY'YE KARŞI BİRŞEŞİK MÜCADELEYE !
ZAFERE DAİR

Kategoriler

  • dinsiz
  • karikaturler
  • siirlerimiz
  • videolar
  • Arkadaşlarım

    incesan
    devrimler
    solcularbirligi
    hayallerdunyasi
    agnostik13
    demetihkan
    isyanci72
    devrimcleriz
    proleter
     Devrimci Siteler i ziyaret et DİZ ÜSTÜNDE YAŞAMAKTANSA AYAKTA ÖLMEK YEĞDİR